Free Web Hosting Provider - Web Hosting - E-commerce - High Speed Internet - Free Web Page
Search the Web

 
  ÇIKMAYA BAŞLADI ...

 

Ana Sayfa

Giriş

Hadisler

Hz. Mehdi

Bediüzzaman'ın işaretleri

Hz.Ali'nin işaretleri

Deccal

Ye'cüc-Me'cuc

İncil'in işaretleri

Beşinci Şua

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

ÜSTAD BEDİUZZAMAN’IN (R.A.) İSTİHRACATI

 

Üstad Bediüzzaman Said Nursî Hazretleri de (R.A.) Risale-i Nur isimli eserlerinin bir çok yerlerinde istikbale ait haberler vermiştir. Burada onlardan bazıları gösterilecektir. Ezcümle:

Kevser Suresi’nin bazı esrarından bahsettiği “Sırr-ı İnnâ A’teyn┠namındaki eserinde, Yeniçeri içerisine giren Mason komitesinden, Süfyaniyetin birinci reisinin komitesinden bahsetmekte ve hicrî 1422 tarihinden i’tibaren Büyük Deccal’in zuhur edeceğinden ve komitesinin ifsadata başlayacağından haber vermektedir. Mezkur eserinde şöyle demektedir:

 

“Şimdiki شَانِئَكَ هُوَ الأَبْتَرُ ‘in manasını gösteren komitenin selefleri hükmünde olan, yeniçerinin değil, belki yeniçerilerin içine karışan fesad komitesi hilafete karşı isyanlarının başlangıcı olan 1222 ve 24’de aynen mason komitesinin, hürriyet perdesi altında mebde-i isyanı olan 1324 tarihine bir cihetle tevafukla beraber o eski komitenin 1241’de mahvı ile başlayan dehşetli vakıayı remzen gösteren şu

"وَ اَنْحَرْ* اِنَّ" cümlesiyle makablinde bulunan cümledeki kaf’ın inzimamıyla (Haşiye) 1242 olup, 1241’den 42’ye kadar vuku bulan feci hâdisenin tarihini aynı şimdiki onların haleflerinin cumhuriyet tarihi olan 41 ve 42 içinde vuku bulmasıyla hem 24’de hem 41’de tevafukları ise, 100 senenin iki başında iki komitenin hilafet aleyhinde ittifakına şu sure işaret ederek onların mahvlarını göstermekle geçen mes’eleyi te’yid ediyor. Hem gösteriyor ki; bu esrarlı sure çok esrar ile beraber Devlet-i Osmaniye’nin dahi edvar ve etvarına bakıyor ve baktırıyor.

... Mu’terizane ve tenkidkarane mühim bir sual bana varid oluyor. Diyorlar ki :

Nasıl bu Cumhuriyet-i İslamiye’nin bir kısım reislerine küçük Deccal namı veriyorsun. Halbuki diyanet riyasetindeki mühim alimler misillu çok ulemalar onlara tabidir, onlara duagû sayılırlar?

Elcevab:  1350 sene evvel Hz. Feygamber’in (A.S.M.) bir şakirdi ve esrar-ı Kur’aniye’nin dersini Peygamber’den (A.S.M.) alan Hz. Ali (R.A.) meşhur ve matbu’ kasidesinde demiş ki ;

 

 احرف عجم سطّرت تسطيرا  *  بات بها الامير و الفقيرا      

               و اعلم بان الوقت واقترب  *  فانتظروا الدجال اغوى من كذب    

            ثم اعلموا معاشر الاخوان  *  ان غوات اخر الزمان       

                هم علماء ذوقوا افواههم  *  ثم انسنوا و اتبعوا اهواههم      

 

İşte bu kasidede Peygamber (A.S.M.) ‘dan aldığı derse binaen diyor ki :

“Huruf-u Arabiye, acemî yani frengî hurufuna tebdil edildiği zaman Deccal’ı intizar ediniz.” Evet o işi yapan ise küçük Deccallerdır ki, Büyük Deccal’ın ileri karakoludur. Hem o zamanın en fenası, ulemanın fenasıdır. Yani dalaletin en fenası, ulema-is sû’ namı altındaki bir kısım bedbaht kisve-i ulemada, dinini dünyaya satmış adamlardan gelir. Ben de bu noktaya binaen derim ki : Hangi ulema var ki Ezan-ı Muhammediye’yi beğenmeyip, ezan yerinde bir şarkıyı kabul etsin? Öyleler alim değil

كَمَثَلِ الْحِمَارِ يَحْمِلُ أَسْفَارًا altında dahil oluyor.

 

إِنَّ : إِنَّ شَانِئَكَ هُوَ الأَبْتَرُ ile 1118** olmakla bu küçük Deccallerden 100 sene sonra Büyük Deccal’e işaret vardır. Nasıl ki bu geçmiş yüzün iki başında mason komitesinin ve onun bir mukaddimesi olan Yeniçeri içerisine giren fesad komitesi, o yüzün iki başındadır. Allahu a’lem bu gelecek yüzün dahi bu başında bu küçük Deccaller komitesi, öteki başında Büyük Deccal’in komitesi bulunduğuna

إِنَّ شَانِئَكَ هُوَ الأَبْتَرُ işaret ediyor. Bunun kuvvetli delillerini daha bulamadım. Bu işaretle şimdilik iktifa ediyorum”.

 ( Sırr-ı İnna a’teyna Risalesi)

 

** Burada geçen 1118 sayısı tarih değildir.  شَانِئَكَ هُوَ الأَبْتَرُ 1017 olmakla Süfyan komitesinin üç rüknünün isimlerine tevafuk edip, onların ahvaline bakmaktadır. Eğer  إِنَّ’de dahil edilirse 100 sene sonra Büyük Deccal’in gelmesine işaret eder demektir. Evet 1222’de Yeniçeri içerisine giren fesad komitesi hilafete karşı o tarihden i’tibaren isyana başladığı gibi, aynen 100 sene sonra da 1322 ve bir cihette 1324’de Mason komitesi Hürriyet adı altında hilafete karşı isyanlarına başlamışlardır. 100 sene sonra yani 1422’de de  (Miladî 2001’de) Büyük Deccal’in gelmesine işaret etmektedir ki aynen vuku bulmuştur.

Üstad Hazretleri bir başka eserinde, şarktan çıkacak o taife-yi mücahidini şu sözleriyle sarahaten haber vermiştir:

 

“Çok zaman evvel bir ehl-i velayetten işittim ki, o zat eski velilerin gaybi işaretlerinden istihrac etmiş ve kanaati gelmiş ki: Şark tarafından bir nur zuhur edecek, bid’alar zulumatını dağıtacak. Ben böyle bir nurun zuhuruna çok intizar ettim ve ediyorum. Fakat çiçekler baharda gelir, öyle kudsî çiçeklere zemin hazır etmek lazım gelir. Ve anladık ki bu hizmetimizle o nurani zatlara zemin ihzar ediyoruz”.

 (28. Mektub 7. Mes’ele 5. Sebeb.)

 

Ey ehl-i insaf! Dikkat edin, ehl-i imanı yanlış yollara saptırmayın. Feteemmel! Bu kadar bürhana karşı “Fîhi Nazar” demeye hakkınız yoktur.

 

Hz. Üstad, Ahirzamanda gelecek Hz. Mehdî’nin bid’alar zulümatını nasıl dağıtacağını da şöyle anlatmıştır:

 

“Cenab-ı Hak kemal-i rahmetinden, Şeriat-ı İslamiye’nin ebediyetine bir eser-i himayet olarak her bir fesad-ı ümmet zamanında bir muslih veya bir müceddid veya bir halife-i zişan veya bir kutb-u a’zam veya bir mürşid-i ekmel veyahut bir nevi Mehdî hükmünde mübarek zatları göndermiş, fesadı izale edip milleti ıslah etmiş, Din-i Ahmedi’yi muhafaza etmiş. Madem adeti öyle cereyan ediyor, ahirzamanın en büyük fesadı zamanında elbette en büyük bir müçtehid, hem en büyük bir müceddid, hem hakim, hem Mehdî, hem mürşid, hem kutb-u a’zam bir zat-ı nuraniyi gönderecek ve o zat da ehl-i beyt-i nebevîden olacaktır. Cenab-ı Hak bir dakika zarfında beyn-es sema vel ard alemini bulutlarla doldurup boşalttığı gibi, bir saniyede denizin fırtınalarını teskin eder ve bahar içinde bir saatte yaz mevsiminin numunesini ve yazda bir saatte kış fırtınasını icad eden Kadir-i Zülcelal, Mehdî ile de Alem-i İslam’ın zülumatını dağıtabilir. Ve va’d etmiştir, va’dini elbetti yapacaktır. Kudret-i İlahiye noktasında bakılsa gayet kolaydır. Eğer daireyi esbab noktasında düşünülse yine o kadar ma’kul ve vukua layıktır ki “eğer Muhbir-i Sadık’tan rivayet olmazsa dahi herhalde öyle olmak lazım gelir ve olacaktır” diye ehl-i tefekkür hükmeder. Şöyle ki: Felillahilhamd

 

اللهم صل على سيدنا محمد و على ال سيدنا ممد كما صليت على ابراهيم و على ال  ابراهيم فى العلمين انك حميد مجيد

 

duası umum ümmet, umum zamanda, günde beş def’a tekrar ettikleri bu dua bil-müşahede kabul olmuştur ki, Âl-i Muhammed (A.S.M.), Âl-i İbrahim (A.S.) gibi öyle bir vaziyet almış ki umum mübarek silsilelerin başında, umum aktar ve a’sarın mecma’larında o nurani zatlar kumandanlık ediyorlar. Eğer maddî şekle girse ve bir tesanüd ile bir fırka vaziyetini alsalar, İslamiyet dinini milliyet-i mukaddese hükmünde rabıta-i ittifak ve intibah yapsalar** hiçbir milletin ordusu onlara karşı dayanamaz. İşte o pek kesretli o muktedir ordu Âl-i Muhammed (A.S.M.)’dır ve Hz. Mehdî’nin en has ordusudur”.

 ( 29. Mektub 7. Kısım 5. İşaret )

 

**Üstadımızım bu haberinin bir te’vili vukua gelmiştir ki; Alem-i İslam’da ve hususen şarkta, Şeriat’ı hakim etmek ve milleti ıslah etmek niyetiyle, ulvi bir hamiyeti taşıyan ve kısmen seyyidlerin de içinde bulunduğu bir cemaat-i mücahidin feverana gelmiş ve mütesanid bir cem’iyet suretini almıştır. İnşaallah Alem-i İslam’ın ve bilhassa ulema ve evliyanın ve bilhassa seyyidlerin tamamen intibahlarına ve Din ve Şeriat-ı Ahmediye’ye sahip çıkmalarına vesile olacaktır.

 

Hz. Mehdî’nin temsil ettiği kudsî cemaatin şahs-ı manevisinin vazifelerini şu sözleriyle beyan etmiştir:

 

“Mehdî Âl-i Resul’ün temsil ettiği kudsi cemaatinin şahs-ı manevisinin üç vazifesi var. Eğer çabuk kıyamet kopmazsa ve beşer bütün bütün yoldan çıkmazsa o vazifeleri onun cem’iyyeti ve seyyidler cemaati yapacağını rahmet-i ilahiyeden bekliyoruz. Ve onun üç büyük vazifesi olacak:

Birincisi: Fen ve felsefenin tasallutu ile ve maddiyyun ve tabiiyyun, beşer içine intişar etmesiyle, her şeyden evvel felsefeyi ve maddiyyun fikrini tam susturacak bir tarzda imanı kurtarmaktır. Ehl-i imanı dalaletten muhafaza etmek ve bu vazife hem dünya hem her şeyi bırakmakla, çok zaman tedkikat ile meşguliyeti iktiza ettiğinden, Hz. Mehdî’nin, o vazifesini bizzat kendisi görmeğe vakit ve hal müsaade edemez. Çünkü hilafet-i Muhammediyye (A.S.M.) cihetindeki saltanatı, onun ile iştiğale vakit bırakmıyor. Her halde o vazifeyi ondan evvel bir taife, bir cihette görecek. O Zat, o taifenin uzun tasdikatı ile yazdıkları eseri kendine hazır bir program yapacak, onun ile o birinci vazifeyi tam yapmış olacak. Bu vazifenin istinad ettiği kuvvet ve manevi ordusu, yalnız ihlas ve sadakat ve tesanüd sıfatlarına tam sahib olan bir kısım şakirdlerdir. Ne kadar da az da olsalar, manen bir ordu kadar kuvvetli ve kıymetli sayılırlar.

İkinci Vazifesi: Hilafet-i Muhammediye (A.S.M.) ünvaniyle şeair-i İslamiyeyi ihya etmektir. Alem-i İslam’ın vahdetini nokta-i istinad edip beşeriyeti maddi ve manevi tehlikelerden ve gadab-ı ilahiden kurtarmaktır. Bu vazifenin nokta-i istinadı ve hadimleri, milyonlarla efradı bulunan ordular lazımdır.

Üçüncü Vazifesi: İnkılabat-ı zamaniye ile çok ahkam-ı Kur’aniye’nin zedelenmesiyle ve Şeriat-ı Muhammediye’nin (A.S.M.) kanunları bir derece ta’tile uğramasıyla o Zat, bütün ehl-i imanın manevi yardımlarıyla ve ittihad-ı İslamın muavenetiyle ve bütün ulema ve evliyanın ve bilhassa Âl-i Beytin neslinden her asırda kuvvetli ve kesretli bulunan milyonlar fedakar seyyidlerin iltihaklarıyla o vazife-i uzmayı yapmağa çalışır**.                                                                

 ( Emirdağ Lahikası-l )

 

** Üstad’ın bu ifadelerinden anlaşılan şudur ki; bu üç vazifeyi ihtiva eden Mehdîlik cereyanının üç mümessili vardır. Bu üç mümessilin her birine de Mehdî denilir.

Birinci Mehdî hakaik-ı imaniyenin mehdîsidir. Birinci Mehdî’nin yapmış olduğu bu vazife, diğer iki Mehdî’nin vazifelerine nisbeten çok daha ehemmiyetlidir. Bu Mehdî’nin vazife-yi maneviyesi takriben 100 sene devam edecektir.

İkinci Mehdî ise; Alem-i İslamı zulümattan nura çıkaracak ve Alem-i İslamın ittihadını temin ederek şeair-i İslamiyeyi ve ahkam-ı Kur’aniyeyi bütün Alem-i İslamda tatbik edecek olan zattır. Hazret-i İsa (A.S.) bu ikinci Mehdî’nin hakimiyetinin son zamanlarında nuzul edecektir. Bu Mehdî’nin hakimiyeti ise takriben 45 senedir.

Üçüncü Mehdî ise; Hazret-i İsa (A.S.) ile birleşerek Alem-i Nasraniyeti de arkasına alarak ahkam-ı Kuraniyeyi ve şeair-i İslamiyeyi  bütün dünyaya hakim edecektir. Bu zatın hakimiyeti de takriben 40 senedir.

Ahirzamandaki mehdiyet cereyanı bu üç zata da şamildir. Yalnız “Mehdî-yi Ahirzaman” denildiği vakit ikinci Mehdî kasdedilmektedir.Bu ikinci ve üçüncü Mehdî’nin yapacağı vazifeler her ne kadar efkar-ı umumiyede daha şaşaalı ve büyük görülüyorsa da hakikat noktasında birinci Mehdî’nin yaptığı iman vazifesi daha kıymetli ve ehemmiyetlidir. Risale-i Nur’da mehdîliğin üç vazifesinin bulunduğunun izah edildiği sair mevzularda  ve “El Burhan Fî Alamat-i Mehdî-yi Ahirizzaman” ve “El-İşaa Lieşrat-is Saat” isimli kitaplarda  üç tane Mehdî’nin olduğu isbat edilmiştir.

 

Hem Üstad Bediüzzaman’ın (R.A.) Hizb-ul Kur’an’ın galebesi hakkında yapmış olduğu bir istihraç da aynen şöyledir:

...Şu ayetin gizli imasına  اِنَّ حِزْبَ اللهِ هُمُ الْغاَلِبُونَayeti te’yid ediyor. Çünkü اِنَّ deki şeddeli nun bir sayılsa tam evvelki ayete tevafuk ile Hizb-ul Kur’an’ın faaliyetine vasıta olan bir hadiminin Kur’an okumağa başladığı 1302 tarihine iki fark ile tevafuk etmekle beraber şeddeli nun iki nun sayılsa binüçyüzelli (1350) eder ki; bu tarihte Kur’an’dan muktebes olan Risale-i Nur etrafında toplanan, bütün kuvvetleriyle Kur’an’ın hizmetlerine çalışan Hizb-ul Kur’an’ın faaliyeti ve dalalet ve zındıkaya manen galebe ettikleri bir zamana tevafuku ise istikbalde tam galebelerine bir îma-i gaybidir.  

 (8. Lem’a Keramet-i Gavsiye )

 

TAHLİL: Bu ayetin başında ف  harfi vardır. Eğer bu ف  hesaba dahil edilirse, ebcedî değeri 80 olmakla 1350 üzerine 80 ilave edildiğinde 1430 eder ki hicrî bu tarihte Hizb-ul Kur’anın tam galebesine işaret eder.

 

 

Giriş   Hadisler   Hz. Mehdi   Bediüzzamanın işaretleri   Hz. Alinin işaretleri   Deccal   Ye'cüc-Me'cuc   İncil'in işaretleri   Beşinci Şua

Bu sitenin içeriğini sağlayan Hamim Konuşuyor sayfasına ve Esrarname adlı eseri hazırlayan ilmi hey'ete teşekkür ederiz.........

Eseri hazırlayan ilmi hey'etin iznine dayanarak sayfadaki bilgileri sitemizi referans göstermeniz ve "Esrarname'den alınmıştır" şeklinde bir ifade ile belirtmeniz şartıyla kendi sitenize kopyalamanız serbesttir.

İletişim: kiyametalametleri@yahoo.com (Ali Kaya)